Posts
dır dır edeceğinize…

ilk yazmaya başladığımda, sivri dilli biriydim ben…

sanıyorum ilk ilk yazmaya başlamanın etkisiydi. eleştirmekten kendimi alamadığım günler birbirini kovaladı. sonradan bir şeyler oldu bana - “empati yapmaya başladım” -

müşteri tarafında yaşananlar ayrı bir konu, ajans tarafında yaşananlar ayrı… kimin tarafından bakarsan o haklı. ama böyle de olmuyor. çünkü her tarafa hak vermekten ortaya çıkan işi eleştirmeye gücü kalmıyor insanın;

- evet, ajans, sen de haklısın

- evet, müşteri, sen de haklısın

ilginç olan, çoğu zaman her iki tarafın da haksız olması.

ortaya güzel iş çıkınca herkes sahipleniyor, bunda bir sorun yok elbette ama ortaya çıkan iş rezaletse bunu kim açıklayacak belli değil.

aslında gönül ister ki ajanslarla müşterileri aynı platformda bir araya getirip kapıştıracaksın. hahah kapıştırmak biraz ağır olabilir gerçi; “buluşturmak” diyelim buna en iyisi.

nerede kalmıştım… ajanslarla müşterileri buluşturup, görüştürmek, konuşturmak lazım. ama bunu yapması gereken gaye, dernek ya da x konferansı değil; ajanslarla müşterilerin bunu düşünmesi gerekiyor.

birbirilerini sigara odalarında alakasız insanlara şikayet edeceklerine oturup bunu birlikte konuşsalar fena olmayacak aslında.

çünkü firma bir şeyler yapmak istiyorsa ama ne istediğini ajansa tarif edemiyorsa, ajans tarifi anlamıyorsa, ajans firmadan ne istediğini/isteyeceğini bilmiyorsa, her iki taraf da birbirini tanımıyorsa aslında…

… ortaya bir b*k çıkmaz.

onlarca saati anlamsız toplantılara harcarken, bir fazladan saati de tanı(ş)maya çok görmemeli…

Leave a Reply